Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları, velayet, nafaka, mal paylaşımı ve ziynet eşyası talepleri.
Evlilik birliğinin sona erdirilmesi, tarafların yalnızca medeni durumunu değil; çocukların velayeti, nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı, ziynet eşyaları ve diğer mali ve kişisel hakları bakımından da önemli hukuki sonuçlar doğuran bir süreçtir.
Boşanma davalarında tarafların taleplerinin doğru belirlenmesi, delillerin zamanında toplanması ve dava sürecinin hukuka uygun şekilde yürütülmesi büyük önem taşır.
Büromuz; anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma, velayet, iştirak ve yoksulluk nafakası, tedbir nafakası, maddi ve manevi tazminat, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet eşyası talepleri, kişisel ilişki kurulması, çocukla görüşme düzenlemeleri, aile konutu, boşanma sonrası uyuşmazlıklar ve yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi başta olmak üzere boşanma ve aile hukuku alanında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Boşanma sürecinde her evlilik ve her aile yapısı farklı olduğundan, izlenecek hukuki yol tarafların talepleri, evlilik süresi, çocukların durumu, malvarlığı, gelirler ve mevcut deliller dikkate alınarak belirlenmelidir.
Boşanma hukuku, evlilik birliğinin sona erdirilmesi ve boşanmanın taraflar ile çocuklar üzerindeki hukuki sonuçlarını düzenleyen hukuk alanıdır. Boşanma davası yalnızca evlilik ilişkisinin sona erdirilmesinden ibaret değildir; dava kapsamında veya boşanmayla bağlantılı olarak velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet eşyaları, aile konutu, çocukla kişisel ilişki ve tedbirler gibi birçok hukuki konu gündeme gelebilir.
Boşanma davası, evlilik birliğinin sona erdirilmesini isteyen eş tarafından yetkili ve görevli mahkemede açılır. Dava açılmadan önce boşanma sebebinin, davanın anlaşmalı mı çekişmeli mi olacağının, velayet talebinin, nafaka taleplerinin, tazminat taleplerinin, malvarlığına ilişkin uyuşmazlıkların ve mevcut delillerin değerlendirilmesi gerekir. Özellikle çekişmeli boşanma davalarında dava dilekçesinin hukuken doğru şekilde hazırlanması ve ileri sürülecek vakıaların delillerle desteklenmesi önemlidir.
Eşlerin boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda anlaşmaları halinde anlaşmalı boşanma gündeme gelebilir. Anlaşmalı boşanmada tarafların boşanma, velayet, çocukla kişisel ilişki, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile malvarlığına ilişkin konularda anlaşmaya varmaları ve bu hususların usulüne uygun şekilde düzenlenmesi önemlidir. Anlaşmalı boşanmanın en önemli belgelerinden biri boşanma protokolüdür; protokolde boşanma iradesi, velayet, çocukla kişisel ilişki, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, malvarlığı, ziynet eşyaları ve diğer mali talepler gibi konular düzenlenebilir. Protokolde bir hakkın açıkça düzenlenmemesi veya tarafların gelecekteki taleplerini etkileyebilecek ifadelerin kullanılması önemli hukuki sonuçlar doğurabileceğinden, protokolün imzalanmadan önce hukuki açıdan incelenmesi önemlidir.
Eşlerin boşanma konusunda veya boşanmanın sonuçları bakımından anlaşamaması halinde çekişmeli boşanma davası gündeme gelebilir. Çekişmeli boşanma davalarında boşanma sebebi, kusur durumu, velayet, nafaka, tazminat, çocukla kişisel ilişki ve diğer talepler mahkeme tarafından değerlendirilir. Bu davalarda tarafların iddialarını hukuka uygun delillerle ortaya koyması önem taşır.
Uygulamada en sık karşılaşılan boşanma sebeplerinden biri, evlilik birliğinin taraflardan ortak hayatı sürdürmeleri beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmasıdır; sürekli geçimsizlik, güven ilişkisinin ciddi şekilde zedelenmesi, aile yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi, aşırı kıskançlık, ekonomik sorunlar, hakaret ve psikolojik baskı gibi çeşitli olaylar somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir. Eşlerden birinin evlilik devam ederken başka biriyle cinsel ilişki yaşaması halinde zina sebebine dayalı boşanma davası gündeme gelebilir; zina sebebine dayalı davalarda kanunda öngörülen hak düşürücü süreler bulunduğundan olayın öğrenilmesinden sonra hukuki değerlendirme yapılması önemlidir. Eşlerden birinin diğer eşin hayatına kast etmesi veya ona yönelik ağır ve onur kırıcı davranışlarda bulunması, suç işlemesi veya haysiyetsiz bir yaşam sürmesi, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konutu terk etmesi veya akıl hastalığı gibi kanunda düzenlenen özel boşanma sebepleri de somut olayın koşullarına göre değerlendirilebilir. Boşanma sebebinin varlığı ve kusur durumu her dosyada ayrı ayrı değerlendirilir.
Boşanma davalarında çocukların velayetinin hangi ebeveyne bırakılacağı önemli bir hukuki konudur. Mahkeme tarafından değerlendirme yapılırken temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır; bu kapsamda çocuğun yaşı, eğitim durumu, ebeveynlerin yaşam koşulları, çocuğun bakım ihtiyaçları, ebeveynlerin çocukla ilişkisi, çocuğun mevcut düzeni ve çocuğun görüşü gibi unsurlar somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir. Tarafların anlaşması veya somut olayın koşullarının uygun olması halinde ortak velayet konusunda da hukuki değerlendirme yapılabilir; ortak velayet bakımından çocuğun üstün yararı yine temel ölçüttür. Boşanma sonrasında koşulların önemli ölçüde değişmesi halinde velayetin değiştirilmesi talep edilebilir; çocuğun ihtiyaçlarının değişmesi, ebeveynin yaşam koşullarındaki değişiklik veya çocuğun bakımının ihmal edilmesi gibi durumlar bu bağlamda değerlendirilebilir. Velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı bulunmaktadır; mahkeme tarafından görüşme günleri, hafta sonları, resmî tatiller, yarıyıl-yaz tatilleri ve bayramlar gibi dönemler bakımından düzenleme yapılabilir. Belirlenen kişisel ilişki düzeninin çocuğun üstün yararına uygun olması esastır.
Boşanma davası devam ederken eşlerin ve çocukların ekonomik olarak korunması amacıyla tedbir nafakası gündeme gelebilir; mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını dikkate alarak gerekli geçici tedbirleri değerlendirebilir. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin, kanunda öngörülen şartların bulunması halinde diğer eşten yoksulluk nafakası talep etmesi mümkün olabilir; bu bakımdan tarafların ekonomik durumları, kusur, gelir, gider ve boşanmanın ekonomik sonuçları değerlendirilir. Velayet kendisine bırakılmayan eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ekonomik gücü oranında katkıda bulunması amacıyla iştirak nafakası da gündeme gelebilir; nafaka belirlenirken çocuğun ihtiyaçları, eğitim ve sağlık giderleri, yaşam koşulları ve ebeveynlerin ekonomik durumları dikkate alınabilir. Boşanma sonrasında tarafların ekonomik koşullarında veya çocuğun ihtiyaçlarında değişiklik meydana gelmesi halinde nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması da talep edilebilir.
Boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen eşin, kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde maddi tazminat talep etmesi mümkün olabilir; bu bakımdan tarafların kusur durumu ve boşanmanın ekonomik sonuçları değerlendirilir. Boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş, kanunda belirtilen şartların oluşması halinde manevi tazminat talep edebilir; hakaret, ağır aşağılayıcı davranışlar veya kişilik haklarını ihlal eden diğer davranışlar somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.
Boşanmanın ardından eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi gündeme gelebilir; mal paylaşımında evlilik tarihi, mal rejimi, malların edinilme tarihi, malın niteliği, kişisel mal-edinilmiş mal ayrımı, katkılar ve borçlar gibi hususlar önem taşır. Mal paylaşımı, boşanma davasından ayrı bir süreç olarak da gündeme gelebilir. Edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması halinde, eşlerden birinin diğer eşin edinilmiş malları üzerindeki artık değere katılma alacağı gündeme gelebilir; bu hesaplamada malvarlığının niteliği, edinilme tarihi, değerleri ve mevcut borçlar dikkate alınır. Bir eşin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız veya uygun karşılık almaksızın katkıda bulunması halinde, kanunda öngörülen şartlarla değer artış payı alacağı da gündeme gelebilir. Miras veya bağış yoluyla edinilen bazı malvarlığı değerleri kişisel mal kapsamında değerlendirilebilir; malın kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı olduğunun belirlenmesi mal paylaşımı bakımından önem taşır. Eşlerden birinin şirket ortaklığı veya ticari işletmesi bulunması halinde, şirket hisselerinin veya işletmenin mal rejiminin tasfiyesi bakımından nasıl değerlendirileceği de uzmanlık gerektiren şekilde ayrıca incelenmelidir. Düğün sırasında takılan ziynet eşyaları ve bu eşyaların kime ait olduğu boşanma sürecinde ayrıca uyuşmazlık konusu olabilir; takıların niteliği, kime takıldığı, kim tarafından alındığı, eşlerin anlaşmaları ve eşyaların mevcut durumu gibi hususlar değerlendirilir.
Eşlerin birlikte yaşadığı konut, kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde aile konutu olarak korunabilir; konutun kime ait olduğu, tapu kaydı, eşlerin kullanım durumu, konut üzerindeki haklar ve konutun devri veya kiralanması gibi konular önem taşıyabilir. Boşanma davalarında ileri sürülen vakıaların hukuka uygun delillerle desteklenmesi önemlidir; tanık anlatımları, yazılı belgeler, mesajlaşmalar, e-postalar, fotoğraf ve videolar, sosyal medya içerikleri, banka kayıtları, telefon kayıtları, kamera görüntüleri, sağlık raporları ve resmî kayıtlar gibi deliller gündeme gelebilir, ancak delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması büyük önem taşır. Boşanma davası devam ederken eşlerin ve çocukların korunması amacıyla mahkeme tarafından geçici velayet, tedbir nafakası, çocukla kişisel ilişki ve aile konutuna ilişkin tedbirler gibi çeşitli geçici önlemler alınabilir.
Evlilik ilişkisinde şiddet, tehdit, ısrarlı takip veya benzeri durumların bulunması halinde, boşanma davasından bağımsız olarak uzaklaştırma, konuta yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme ve çocuklara yaklaşmama gibi koruyucu ve önleyici tedbirler talep edilebilir. Acil risk bulunan durumlarda öncelikle güvenliğin sağlanması ve yetkili mercilere başvurulması gerekir. Boşanma kararının kesinleşmesiyle taraflar arasındaki tüm hukuki sorunlar her zaman sona ermeyebilir; nafakanın değiştirilmesi, velayetin değiştirilmesi, çocukla kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi, mal paylaşımı, ziynet alacağı, tazminat veya icra takibi gibi yeni hukuki süreçler gündeme gelebilir. Taraflardan birinin yabancı ülke vatandaşı olması, evliliğin yurt dışında gerçekleştirilmesi veya eşlerin farklı ülkelerde yaşaması halinde yabancı unsurlu boşanma uyuşmazlıkları ortaya çıkabilir; bu tür dosyalarda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, uygulanacak hukuk, yabancı mahkeme kararları, tanıma ve tenfiz ile tebligat gibi konular ayrıca değerlendirilmelidir. Yurt dışında verilen boşanma kararlarının Türkiye'de hukuki sonuç doğurabilmesi için somut olayın özelliklerine göre tanıma veya tenfiz sürecinin yürütülmesi gerekebilir.
Anlaşmalı boşanma süresi; mahkemenin iş yüküne, tarafların protokolünün hazır olup olmamasına ve duruşma tarihine göre değişebilir. Tarafların boşanmanın tüm sonuçları konusunda anlaşmış olması sürecin daha hızlı ilerlemesini sağlayabilir.
Anlaşmalı boşanma bakımından kanunda evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şartı bulunmaktadır.
Eşlerden birinin boşanmak istememesi, diğer eşin boşanma davası açmasına tek başına engel değildir. Ancak çekişmeli boşanma davasında boşanma sebebinin ve kanuni şartların ortaya konulması gerekir.
Kusur; boşanma kararının yanı sıra maddi ve manevi tazminat, bazı nafaka talepleri ve boşanmanın diğer hukuki sonuçları bakımından önem taşıyabilir.
Velayet konusunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme, çocuğun yaşı, ihtiyaçları, ebeveynlerin koşulları ve diğer somut şartları değerlendirir.
Kural olarak velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması mümkündür. Kişisel ilişkinin kapsamı çocuğun üstün yararı gözetilerek belirlenir.
Mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın sonuçlarıyla bağlantılı olmakla birlikte, mal paylaşımının hangi usulle ve ne zaman yapılacağı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Ziynet eşyalarının kime ait olduğu, eşyaların niteliği ve mevcut durumu değerlendirilerek hukuki talepte bulunulabilir.
Elektronik mesajlar somut olayda delil niteliği taşıyabilir. Ancak delilin hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği ve uyuşmazlıkla bağlantısı ayrıca değerlendirilmelidir.
Boşanma davasında avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak boşanmanın yanında velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve ziynet gibi önemli hukuki sonuçların bulunması nedeniyle özellikle çekişmeli davalarda hukuki destek alınması hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir.
Boşanma kararı, kişinin hayatında önemli hukuki ve kişisel sonuçlar doğurabilecek bir süreçtir. Bu nedenle dava açılmadan önce boşanma sebebinin, kusur durumunun, çocukların durumunun, nafaka ve tazminat taleplerinin, malvarlığının ve mevcut delillerin birlikte değerlendirilmesi önemlidir. Büromuz; anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı, katılma alacağı, değer artış payı, ziynet eşyası, aile konutu, çocukla kişisel ilişki, koruyucu ve önleyici tedbirler, boşanma sonrası uyuşmazlıklar ve yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi alanlarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.